YANGINDAN KORUNMA YÖNETMELİĞİNE NASIL GELİNDİ
Prof.Dr.Abdurrahman Kılıç
Türkiye'de 2002 yılına kadar ülke genelinde geçerli olan bir yangın yönetmeliği bulunmuyordu. Sadece büyük çabalarla 1992 yılında yürürlüğe giren İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yangın Yönetmeliği ve 1994 yılında yürürlüğe konulan Kamu Binaları Yangından Korunması Hakkındaki Yönetmelik bulunmaktaydı ve her iki yönetmelik de, sınırlı bölgeler ve binalar için geçerliydi. Ülke genelinde geçerli bir yönetmelik olmadıkça karmaşanın devam edeceğini bildiğimden 1990 yılından itibaren ülke genelinde bir yönetmeliğin çıkarılması için çaba harcamaya başladım.
Sivil Savunma Genel Müdürlüğünün, Ankara'da 28-29 Haziran 1988 yaptığı ve üst düzey yöneticilerin katıldığı Yangın Sempozyumda "Avrupa Ülkelerinde ve Türkiye'de İtfaiye Teşkillerinin Kuruluş, Görev ve Faaliyetleri" konulu bir bildiri sunarak "Türkiye Yangın Yönetmeliği"ne acil ihtiyaç olduğunu, bütün gelişmiş ülkelerde yangın yönetmeliklerinin bulunduğunu, yangının daha binaların tasarımı sırasında söndürülmesi gerektiğini vurguladım. Daha sonra onlarca toplantıda, mevzuat eksikliklerini eleştirdim ve ülke genelinde bir yönetmeliğe gereksinim olduğunu belirttim. Başlangıçta ülke genelinde başaramadım ama 1992 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yangın Yönetmeliğini yayınlatmayı başardım. Bu tarihten sonra ülke genelinde bir yönetmeliğin yayınlaması çalışmalarına başladım.
1993 tarihinde Sivil Savunma Genel Müdürü olan Ahmet Turan Bozkır'a anlattım ama etikli olmadı. Yine bu tarihlerde Sayın Vecdi Gönül İçişleri Bakanlığı Müsteşarıydı, kendileriyle birlikte yaptığımız on günlük, Japonya ve Singapur'daki itfaiye inceleme gezisinde konunun önemini anlattım. Her türlü desteği vereceğini belirtmesine rağmen müsteşarlıktan Sayıştay Başkanlığına geçince çalışmalar devam edemedi.
İstanbul Belediyesi Yangından Korunma Yönetmeliği, sadece İstanbul için geçerli olması ve sadece Belediye tarafından yürürlüğe konulması uygulama alanını sınırlı tutmasına rağmen diğer Büyükşehirler için örnek olmuş, İzmir, Mersin; Antalya ve Bursa Belediyeleri benzer yönetmelik çalışmalar başlamıştır. Bu defada, Büyükşehirlerin farklı yönetmelikler çıkarması karmaşaya neden olmuş ve Büyükşehir sınırlarının dışında kalan bölgelerde hiç bir yangın güvenlik önlemi alınmamıştır. Bu eksiklikleri gidermek, belediyeler arasındaki farklı uygulamaları önlemek, tasarımcılara ve uygulamacılara yön verebilecek bir yönetmelik çıkarılmalıydı.
Ülke genelinde bir yangın yönetmeliği çıkarılması için çalışmalarım devam ederken, Türkiye Yangından Korunma Vakfı yönetim kurulu ile Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel'i 11.08.1998 tarihinde ziyaret ettik. Toplantıda, aşağıdaki konuşmayı yaptım.
Sayın Cumhurbaşkanım
Türkiye'de hızlı nüfus artışı, sanayideki gelişmeler, çok katlı ve çok amaçlı binalar ve üretim teknolojisindeki gelişmelere paralel olarak her geçen gün yangın sayısı artmaktadır. Artan yangın sayısı ile, ölüm ve yaralanmaların yanı sıra büyük miktarda hasar da oluşmaktadır. Türkiye'de yılda ortalama 40000 civarında yangın meydana gelmekte, bu yangınlarda 500 civarında vatandaş yanarak ölmekte ve daha çok sayıda kişi yaralanmaktadır. Bunların yanında birçok eser kül olmakta, aileler evsiz kalmakta ve çalışanlar işinden olmaktadır. Yılda yaklaşık 12000 hektar ormanımız yanarak yok olmaktadır.
Doğal afetler kontrolümüz dışında oluşur ve bizler afetin meydana getireceği zararı azaltma yönünde tedbir alırız. Yangın ise tamamen insanların hatasından kaynaklanır. Alınan önlemlerle hem yangının çıkışı hem de meydana getirdiği zarar azaltılabilir. Yangın tehlikesini mümkün olduğunca aza indirmek ve yangına çabuk müdahale etmek için daha binaların tasarımı döneminde bir dizi önlem düşünmek gerekir. Yapılan incelemelerde yangın güvenlik önlemleri ne kadar yetersiz ve kontrol mekanizması ne kadar yavaşsa, yangın sayısı ve yangından doğan zararların o oranda fazla olduğu görülmüştür. Yine yapılan incelemelere göre yangın güvenlik önlemlerinin alınması yangın söndürmeden daha ucuz, daha kolay ve yangın güvenlik önlemleri yangına karşı bir siperdir.
|
 |
| |
Bizler yangın güvenlik önlemleri olarak, halkın eğitimi, yangına sebep olacak faktörlerin ortadan kaldırılması, yangının haber alınması, duyurulması, içeridekilerin boşaltılması, dumanın tahliyesi, yangın geçişlerinin önlenmesi ve söndürme sistemlerini kastediyoruz. Vakfımızın amacı da bu önlemlerin artırılması, ülkemizde yangın güvenliği bilincinin oluşturulması, yönetmeliklerin çıkarılması, standardizasyonun sağlanması, halkın aydınlatılmasıdır.
Ülkemizde, yangından korunma konusunda faaliyet gösteren tek vakıf olan kuruluşumuzun yaklaşık 70 üyesi bulunmaktadır. Şimdiye kadar, yangın güvenliği bilincini oluşturmak için sempozyumlar ve toplantılar düzenledik, yayınlar yaptık. TSE, Sivil Savunma Genel Müdürlüğü ve Üniversitelerle çalışmalar yaptık.
Türkiye'de yangından korunma konusunda şimdiye dek, ülke genelinde bir politika oluşturulamamıştır. Halen ülke genelinde uygulanan "Yangından Korunma Yönetmeliği" yoktur. Sadece "Devlet tarafından kullanılan binalarda alınacak yangın güvenlik önlemlerine ait yönetmelik" bulunmaktadır. Bütün yapıları kapsayan ve ülke genelinde uygulanacak bir "Yangından Korunma Yönetmeliği" çıkarılması konusunda Sivil Savunma Genel Müdürlüğü ile çalışmalarımız devam etmektedir.
Gelişmiş ülkelerde yangın sigortası önlem alınmasında en önemli faktördür. Çıkarılacak bir kanunla, zorunlu yangın sigortası sistemi getirilmeli, hem devlete gelir kaynağı temin edilmeli hem de vatandaşlar yangınlara karşı korunmalıdır.
Hizmet bütünlüğü için gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, Hızır Acil Servisi, Sivil Savunma ve İtfaiye aynı çatı altına alınarak birleştirilmelidir. Ülkemizde, itfaiyeye ayrı bina, sivil savunmaya ayrı bina, Hızır Acile ayrı bina, her birine ayrı nöbetçiler, ayrı telsizler, ayrı araçlar, ayrı elemanlar sağlanmaktadır. Bu üç kuruluş aynı çatı altına alındığında, hizmetler bütünleşecek, binadan, elemandan, araç ve gereçlerden tasarruf sağlanacak ve hizmetler daha koordineli olarak yürüyecektir. Kuşkusuz birleştirmenin birinci nedeni tasarruf değil, hizmetin daha düzgün yapılmasının sağlanmasıdır. Bu sistem tüm dünya ülkelerinde uygulanan ve bilinen bir sistemdir. Birçok ülkede olduğu gibi İtfaiye ve Sivil Savunma Genel Müdürlüğü kurulmalıdır.
İtfaiyelerde yeniden yapılanma sağlanmalıdır. İtfaiyelerimiz gelişmiş ülkelerde olduğu gibi önleme, kurtarma, eğitim ve söndürme görevini yapan önce yangının önleyecek tedbirleri aldıran, sonra her türlü kurtarma ve ilk yardım yapan ve yangını söndüren bir kurum olmalıdır. Belediyelere bağlı olsa bile eğitim, organizasyon ve koordinasyon bir merkezde sağlanmalıdır.
Diğer bir hususta, deniz, orman ve kara yangınlarıdır. Deniz, orman ve kara itfaiyeleri bir merkezden yönetilmelidir. Yasal olarak denizde çıkan ve karaya sirayet edecek yangınlardan Liman işletmeleri, orman yangınlarından orman işletmesi sorumlu tutulmuştur. Deniz, orman ve kara itfaiyeleri aynı çatı altında olmalıdır. Telsiz sistemi ayrı ise ve haberleşme imkanı yoksa, araç standardı farklı ise yardımlaşma olamaz. Üstelik aynı amaç için farklı yerlerde eleman bulundurulması da önlenmiş olacaktır.
Ülke genelinde itfaiye araç-gereçlerinde standart olmalıdır Araç standardının olmaması müştereken müdahale edilen olaylardaki yardımlaşma imkanlarını sınırlamaktadır. Hızla gelişen şehirler, artık metropoller, megapoller oluştururken, yangın veya diğer olaylarda yardımlaşmaya ve bunun için de aynı standartlarda araçlara ve benzer eğitim sistemine ihtiyaç duyulmaktadır.
Ülke genelinde eğitim yapan İtfaiye Teknik Lisesi açılmalıdır. Günümüzdeki, söndürme teknik ve yöntemlerini takip için eğitim çok önemli olmasına rağmen, itfaiyeye alınan bir elemanı eğitim yaptırmadan doğrudan itfaiyeci olarak görevlendiren ülkesiyiz. Avrupa ülkelerinde "Yangın Akademileri" de bulunmaktadır. Gerek Uzak Doğu ve Amerika ülkelerinde ve gerekse Avrupa ülkelerinde sıkı bir eleme ile itfaiyeye alınan personel en az iki sene eğitim gördükten sonra itfaiyeci olabilmektedir.
Halkın bilinçlendirilmesi ve eğitimi için okullarda yapılan eğitim çalışmaları artırılmalıdır. Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi işyerlerinde, hastanelerde ve okullarda sürekli tatbikatlar olmalıdır. Okullarda yangın güvenliği eğitimi yapılmalıdır.Radyo ve televizyonlarda eğitici programların yayınlanması zorunlu hale getirilmelidir.
Sayın Cumhurbaşkanım
Sivil toplum kuruluşu olarak çalışmalarımızda, gölgenizi ve desteğinizi üzerimizde gördüğümüzde yeni bir ivme ve güç kazanacağınız. Şimdiye kadar yaptığımız sempozyumlara bir bakanın iştirakini sağlayamadık. Oysa gelişmiş ülkelerde, örneğin Japonya'da imparator, İngiltere'de Kraliçe toplantılara teşrif etmektedir. Birçok konuda öncülük görevini üstenen siz sayın Cumhurbaşkanım, şayet bundan sonraki yapacağımız Sempozyumu teşrif ederseniz bizim için büyük bir onur olacak ve bize güç verecektir.
Saygılarımızla..
Sayın Demirel konuşmam sırasında sürekli not tuttu. Dikkat ettim, yedi adet not kağıdı doldurdu. Kendine özgü gülümseyişi ve konuşma biçimiyle her türlü desteği vereceğini belirterek konuşmasını yaptı.
"Çok teşekkür ederim. Çok güzel şeyler söylediniz. Küçümsenmeyecek bir konu. 12 bin hektar orman yangını, 4 bin yangın ve beş yüz ölü. Önemli can ve servet kaybı. Bu kayıpları azaltmak ve sıfıra indirmek için gayret sarf etmeliyiz. Birinci kademeyi toplumun bilinçlenmesi olarak kabul edersek sizin yaptığınız bu hizmet ülkemiz için çok faydalı. Bu güzel, hizmet Türkiye'nin maruz kaldığı acıları azaltır. Faaliyetlerinizi takdir ediyorum. Bunu duyurmak ve ülkenin böyle bir sorunu olduğundan herkesi haberdar etmek için yaptığınız sempozyumlar, toplantılar amacına ulaşacaktır.
Senenin sonuna doğru bir büyük toplantı ve liste yapın, herkese duyurun. Toplantınıza ben de katılmak isterim. Bu konuda çağdaş tulumbacıları teşvik edelim. Orman yangını meselesi fevkalade önemli konu. Yangını söndürmek için devlet yeniden cihaz tahsis ediyor. Deniz kuvvetlerinin kullanmadığı 19 tane uçak var. Bunları yangın söndürme uçağı haline getirmeye çalışacağız. Ekim ayı içerisinde böyle bir uçak düzeltilmiş olarak halka gösterilecek. Bu, gayretlerden bir tanesi ama bir koordinasyon olmadığını ben de kabul ediyorum. Daha iyi bir koordinasyon şarttır. Sivil savunma kurumlarımızın birbirini kucaklaması lazım. Çok teşekkür ediyorum. Siz çok önemli bir konuyu önüme getirdiniz ve ben de basının önünde kabul ettim. Türkiye'nin dertleri konusunda hem fikir olduk. Bunların hiçbir tanesi küçümsenecek şeyler değil. Can ve malı kurtarmak herkesin görevidir. Çok teşekkürler. Çok çok memnun oldum.""
Birkaç gün sonra Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri tarafından gönderilen, yönetmeliğin hazırlanması için ilgili kurumlara yazı gönderildiğini belirten bir yazı aldım. Tüm bunlara rağmen İçişleri Bakanlığı ve Bayındırlık Bakanlığından bir kıpırdanma olmadı.
Her toplantıda yönetmeliğe olan gereksinimi anlattığım yıllarda 17.Ağustos.1999 yılında Marmara depremi oldu. Depremin etkisi ile mi yoksa Cumhurbaşkanının yazısının etkisiyle mi bilemiyorum Bakanlar Kurulunda İçişleri ve Bayındırlık Bakanlığı'nın yangından Korunma Yönetmeliği çıkarılması konusunda karar alındı.
Kararlar önemli ve gerekli ama yeterli değil. Kararı uygulayan veya uygulatan kişilere ihtiyaç var. İşte bu kararın uygulanmasına ön ayak olan Sivil Savunma Genel Müdürlüğünde o tarihlerde Daire Başkanı olan Sayın Sabahattin Özçelik'tir. Kendisi ile telefonla görüştük ve yönetmeliğin benim koordinatörlüğümde hazırlanmasını istedi. Bu iyi bir başlangıçtı. İşte ülke genelindeki yönetmeliğin ilk çalışması böyle başladı.
|
|
|