Ana Sayfa | Teknik Makaleler | İtfaiye Tarihi | Yönetmelikler Standartlar |
| Büyük Yangınlar | Özel Makaleler | Prof. Dr. Abdurrahman Kılıç

YANGIN SİGORTASI

Prof.Dr.Abdurrahman Kılıç
1. Giriş
Yangın güvenliğinin sağlanmasında etkili olan ve halkın yangın zararlarının önlenmesinde önemli olan faktörlerden biri yangın sigorta şirketleri olması gerekir. Yangın güvenlik önlemleri tüm gelişmiş ülkelerde, sigorta şirketlerinin çabaları ve katkıları ile gelişmiştir. Gerçekte, alınan her önlem, sigorta şirketleri için bir siperdir. Önlemler arttıkça hem yangın çıkma olasılığı azalır, hem de yangın çıksa bile hasar miktarı az olur. Dolayısıyla da kazançlı olan vatandaş kadar sigorta şirketi de olur. Gelişmiş ülkelerde, Almanya, Japonya, İsviçre ve daha birçok ülkede yanan binaların %90'ından fazlası sigortalı iken ülkemizde yanan binaların sigortalı oranları %10'un altındadır. Buna rağmen, ülkemizde sigorta şirketleri; yangın sigortasının cazip hale getirilmesi ve bilimsel temellere oturtulması konusunda önemli bir çalışma yapmadıkları gibi halkımızın sigorta konusunda bilinçlendirilmesi için de önemli çabanın harcanmadığını görüyoruz.
 
2. Dünyada Yangın Sigortacılığının Başlangıcı
Dünyada sigortacılığa benzer ilk uygulamalara yaklaşık 4000 yıl önce Babiller'de rastlanmaktadır. Hammurabi kanunlarında, haydutların saldırısına uğrayan kervanların zararlarının bütün diğer kervanlar arasında paylaşılması öngörülmüştür. Bu, tehlike paylaşmasının kara taşımacılığındaki ilk örneğidir. Prim esaslı sigorta ise yaklaşık 1250 yıllarında Venedik, Floransa ve Cenova şehirlerinde görülmüştür. İlk sigorta poliçesi olarak kabul edilen mukavele 23 Ekim 1347 tarihini taşımaktadır ve İtalya' nın Cenova Limanı'ndan Mayorka'ya "Santa Clara" adlı geminin yükünü temin etmek amacıyla düzenlendiği ve ilk sigorta şirketinin de 1424 yılında, yine Cenova şehrinde kurulduğu belirtilmektedir.

Sigorta edilen ilk gemi, Santa Clara
Londra'da, 2 Eylül 1666 taraihinde meydana gelen büyük yangın, önlemlerin alınmasında ve yangın sigortasının gelişmesinde etkili olmuştur. Yangın, halk üzerinde büyük etki yaratmış, felaketlerin sonuçlarına karşı önlem alınması fikrini doğurmuş ve kara sigortalarının doğmasına neden olmuştur. Yangın, Kral II.Charles'ın fırıncısı olan Thomas Farriner isimli bir fırıncının dükkanında gece başlar. Ocaktan çıkan kıvılcımlar ahşap binayı tutuşturur, hizmetçi kız söndürmeye çalışır fakat başaramaz, paniğe kapılır, dışarı çıkmaya çalışır, fakat çıkamaz ve alevlerin içinde kalır. Şehir tamamen ahşap, mevsim yaz, kuru ve rüzgarlı olduğundan yangın hızla yayılır. Yangın dört gün devam eder. 43.000 dönüm alanda, 13.200 ev, St Paul's Cathedrali, 87 kilise, 6 şapel, Bridewell hapishanesi, Newgate hapisjhanesi, 4 köprü, Royal Exchange ve 52 şirket binası tamamen yanar. Londra'nın önemli kesimlerinin %80'i zarar görür.

Londra 1666 Büyük Yangını
Yangın çok büyük olmasına rağmen sadece 16 kişinin ölmesinin şaşırtıcı olduğu yazılıyor. Londra'da bulunan ve Edward Lloyd adında bir kişinin işlettiği kahvehane, gemi sahipleri, iş adamları, ve tüccarların deniz ticaretine ilişkin bilgi alışverişinde bulundukları bir mekan olur. Yangından sonra, 1667 yılında " Fire Office" kurulmasından sonra 1684 yılında buna rakip bir ortaklık şeklinde ortaya çıkan ilk yangın sigorta şirketi " Friendly Society" faaliyete geçer.
 
3. Osmanlı Devletinde Yangın Sigortası

Sigorta işleminin Osmanlı Devletinde hangi tarihten itibaren başladığına dair kesin bilgi bulunmamaktadır. Tanzimat-ı Hayriyye'den ve özellikle Avrupa ile ilişkilerin iyileştiği Kırım Savaşından (1854) sonra başladığı kabul edilmektedir. Kapitülasyonların mevcudiyeti her devletin sigorta şirketinin Osmanlı Devletinde kayıtsız şartsız faaliyet göstermesini imkan veriyordu. Osmanlı Devleti'nde ilk kez 1862'de İstanbul'da Giorgio ve Roberto Casseratto Kardeşler tarafından Rivnione Adriatica di Sigurta (RAS)'ın bir acentesi açılmış ve bu acente 1874'e kadar faaliyetlerini sürdürmüştür[2].

Osmanlı Devleti'nde yerli sigorta şirketleri, sermaye birikiminin yetersizliği, kaderci dünya görüşünün sosyo-ekonomik hayata etkisi, islamiyette sigortacılığın haram olduğuna inanılması, genel eğitim düzeyinin düşüklüğü nedenlerden dolayı gelişmemiştir.

1911 yılında sigorta parasının haram olup olmadığına dair Şeyh-ül İslama'verilen dilekçeye verilen cevapta "Havale buyurulan işbu arzuhal mütalaa olundu. Derunu arzuhalde muharree akdi mezkür darülislamda olmayıp da bervechi meşruh memaliki Ecnebiyede kain bir sigorta şirketi ile icra edildiği takdirde şirketi mezkure rızasıyla vereceği ziyadeyi yani makudunaleyh sigorta bedeli ne miktar meblağ ise anı ahz helal olur. Olbabda emrüferman hazreti nemlehülemrindir. Zilkade 22-1329 Emin-ül fetva" denilmiştir [4]. Anlaşılacağı gibi sigorta bedelinin helal olması için sigorta şirketinin yurtdışında bulunması gerektiği belirtiliyor.

Ergin [1] Mecelle-i Umuru Belediye'de "Sigorta meselesinde unsur-ı İslam öteden beri muhteriz bir vaziyettedir. Müslümanlar sigorta muamelatının esasat-ı İslamiyye'ye mugayir olduğuna itikad ederek emlakini sigortaya vaz' etmekle kaza ve takdir-i ilahiye muhalefet etmiş olacaklarını zannetmektedirler. Mamafih Müslümanların sigortaya yani yangın, zarar ve hasara karşı büsbütün lakayt kaldıkları da zannedilmemelidir. Yeni bir hane inşa edildiği zaman bunun en göze çarpacak bir köşesine eski bir pabuç ile mavi boncuklar ve saçağın altına da; "Maşallah", "Ya Hafız", "Fa'llahü haymn hafizan ve hüve erhamü'r-Rahimfn", "Ya Malikü'l-mülk", "Tevekkeltü Alallah" gibi kelimeleri ve ibareleri havi levhalar asarak mülkleri bir kazaya uğramaması ve bilhassa yanmaması için bu suretle savn-ı Samedani'ye havale etmiş oluyorlar" demektedir.

Yabancı sigorta şirketleri yangın sigortası yaptıkları binaların kapılarına markalarını koyarlardı. Müşir Fuad Paşa yüksek dereceli bir misafirin rehberliğine tayin edilir. İstanbul'un mahallelerini gezerken Müslüman mahallelerinde her evin üzerinde değişik şekilde birer levhanın olduğu misafirin dikkatini çeker. Ne olduğunu Fuad Paşa'ya sorar. Fuad Paşa bir iki saniye tereddütten sonra Müslüman sigorta şirketlerinin markalarıdır cevabını verir.

Osmanlı Devletinde sigortacılığın yaygınlaşması da Beyoğlu yangınından sonrasına rastlar. Osmanlı Devleti'nde yaygın olarak yabancı sigorta şirketlerinin faaliyete geçmelerinin başlangıcı 1870 Beyoğlu yangını olarak gösterilir. Beyoğlu yangını sonrasında, yabancı sigorta şirketleri, İstanbul'da şube açmış, kentin yangın riskini gösteren haritaların çizimine başlanmıştır[3]. O tarihlerde, Beyoğlu, kentin Avrupa finans kapitali ile ilişkide bulunduğu bir finans merkezi idi. Sakinlerinin önemli bir bölümünü gayrimüslimler, Levantenler ve Osmanlı Devleti'nde ikamet eden yabancılar oluşturuyordu. Yaşam biçimi ve tüketim alışkanlıkları ile değişimin simgesi ve merkezi sayılıyordu. Bu nedenle İstanbul'da sermaye birikiminin kalbi olan Beyoğlu'nun yanması, doğal olarak sigortalanma düşüncesini beraberinde getirmiştir. Beyoğlu yangınından bir süre sonra 1872'de Bank Hanson adlı bir İngiliz Bankası'nın önderliğinde Sun, Northern ve North British adındaki üç İngiliz sigorta şirketi İstanbul'da faaliyete geçmiştir. Avrupa kapitalinin Osmanlı Devletine yerleşmesini hızlandırmış, devletle ve halkla ilişkilerde aracılık eden ve ticari temsilcilikler alan Levanten ve azınlık nüfusu kalkınmıştır.

Beyoğlu Yangını ve İngiliz Büyükelçiliği [5]
Beyoğlu yangınında zarar görenlerin büyük çoğunluğu gayri Müslimlerden oluşmuştur. Beyoğlu yangınında çeşitli din ve milletten 28.689 kişinin yangından zarar gördüğü anlaşılmaktadır. Beyoğlu'nda sigortalı olan mülklerin yanması yüzünden sigorta kumpanyaları mülk sahiplerine 300.000 lira iadesinde tadiyatta bulunmuşlardır. Sonra makbuzlarını dahiliye nazırı Şerevanı Zade Rüştü Paşa'ya ibraz ederek İstanbul'da itfaiyenin kurulmasını istemişlerdir.

İngilizler'den sonra Fransızlar da Osmanlı Devletinde yangın sigortasına ilgi göstermişler ve 1878 yılında ilk Fransız şirketi faaliyetine başlamıştır. Bundan sonra Alman, İtalyan, İsviçre gibi yabancı ülkelerin sigorta şirketlerinin çalışmaları ile sigortacılık genişlemeye başlamıştır.

Bu tarihlerde yabancı şirketler mensup oldukları devletlerin kanunlarına göre işlem yapıyor, Türkçe'nin dışında ve Türklerin anlamadığı lisanlarla evrak ve senet tanzim ediyorlardı. Halk bu ülkelerin kanununu bilmediği, lisanını anlamadığı bir yabancı şirketle bir anlaşmazlık durumunda davayı takip edemiyor ve zarar görüyordu. Tamamen denetimsiz bir biçimde çalışıyorlar, diledikleri gibi hareket edip, merkezlerinden aldıkları talimatlarla işlem yapıyorlardı. Poliçelerini İngilizce veya Fransızca düzenliyorlar, anlaşmazlık durumunda da dava mercii olarak Londra mahkemelerini veya ilgili şirket merkezinin bulunduğu yerel mahkemeleri gösteriyorlardı. Diledikleri zaman sigorta poliçelerini iptal ediyorlardı.

Yangın Sigorta Poliçesi [4]
1893 senesinde Osmanlı Sigorta Şirket-i Umumiyyesi kurulmuştur. Osmanlı Devleti'nde kurulan ilk sigorta şirketi, sermayesi yabancılara ait olan Osmanlı Bankası, Tütün Rejisi ve Duyun-ı Umumiye İdaresi'nin ortaklığıyla kurulan Osmanlı Umum Sigorta şirketi idi. Şirketin acentelik işlerini Osmanlı Bankası ve Tütün Rejisi şubeleri yerine getiriyordu. Bu şirketin yaptığı senetler Türkçe ise de kendi menfaatini düşünmek hususunda bunun da diğer yabancı şirketlerden farkı olmamıştır [1].

1900'da; İstanbul'da faaliyette bulunan Yangın Sigorta Şirketleri Sendikası adı altında bir derneğin kuruluşu, bu tarihte ortak bir yangın tarifesi uygulaması; devamlı bir denetim mekanizmasının oluşturulması kararları alınmıştır.

Birinci Dünya Savaşı'nın çıktığı 1914 yılına kadar genellikle yabancı uyruklu tacirler, Levantenler ve azınlıklar arasında, yabancı sigorta şirketlerinin belirlediği koşullarla, devlet denetiminden uzak biçimde uygulanmıştır.

Osmanlı Sigorta Şirketi Yangın Poliçesi[4].
 
4. Günümüzde Yangın Sigortası

Gelişmiş ülkelerde binaların tamamına yakını sigorta kapsamına alınırken, Tablo 1'de görüldüğü gibi İstanbul'da yanan binaların sigortalanma yüzdesi sadece yüzde 9.1 olmaktadır. Ülke genelinde bu oranın daha düşük olacağı gerçektir. En yüksek oran % 55.5 ile otellerde görülürken konutlarda sadece % 4.6 dır. Binaların yangın sigorta oranlarının düşüklüğünün eğitimsizliğin yanında sigorta şirketlerinin yeterli ilgiyi göstermediği de bir gerçektir.

Ülkemizde, yangın riskine karşı sigortalanan bina sayısını artırmak için zorunlu sigorta sisteminin getirilmesinde yarar vardır. Gelişmiş batı ülkelerinde olduğu gibi, vatandaşın can ve mal güvenliğini teminat altına almak ve doğabilecek büyük zararları karşılamak üzere binaların yangına karşı sigortalanması artık ülkemiz için de bir zorunluluk haline gelmiştir.

Tablo 1: İstanbul'da 2000-2004 yıllarındaki toplam yangın sayısı ve sigortalı oranları [6]
Sigortalı Sigortasız Toplam % Sigortalı
Konut 1054 21845 22899 4.6
İmalathane 457 1782 2239 20.4
Marangozhane 40 367 407 9.8
Otel 61 49 110 55.5
Fabrika 181 262 443 40.9
Kara Nakil 1322 2979 4301 30.7
Kara Nakil 1322 2979 4301 30.7
Okul 17 167 184 9.2
Lokanta 204 1343 1547 13.2
Gecekondu 14 1996 2010 0.7
Depo -Ardiye 138 771 909 15.2
Gemi-Tekne 24 73 97 24.7
Banka 44 35 79 55.7
Cami 0 38 38 0.0
Hastane-Sağlık Kur 29 70 99 29.3
Benzin İstasyonu 3 15 18 16.7
Resmi Daire 15 235 250 6.0
Fırın 23 179 202 11.4
Diğer 486 8936 9422 5.2
Toplam 4112 41142 45254 9.1
 
Tablo 2. İstanbul'da son beş yılda meydana gelen yangınların sigortalı oranı (%)
2000 2001 2002 2003 2004 Ortalama
Konut 4.9 5.3 5.3 3.7 4.2 4.6
İmalathane 14.8 25.3 21.6 21.1 20.6 20.4
Marangozhane 15.7 8.6 7.1 7.0 8.0 9.8
Otel 60.0 60.9 33.3 42.9 69.2 55.5
Fabrika 44.6 40.5 43.5 38.2 35.4 40.9
Fabrika 29.5 34.3 28.2 33.0 29.2 30.7
Lokanta 12.5 15.5 9.0 15.7 13.7 13.2
Gecekondu 0.3 0.5 2.3 0.2 0.0 0.7
Depo -Ardiye 17.1 16.2 22.9 14.4 9.4 15.2
Gemi-Tekne 17.6 25.0 41.2 23.1 19.0 24.7
Banka 55.0 50.0 55.6 48.0 66.7 55.7
Cami 0.0 0.0 0.6 0.0 0.0 0.0
Hastane-Sağlık Kur 45.5 26.3 25.0 39.3 14.3 29.3
Benzin İstasyonu 0.0 40.0 0.0 0.0 33.3 16.7
Resmi Daire 10.7 6.4 0.0 6.3 4.2 6.0
Fırın 15.4 27.6 11.1 2.4 5.3 5.3
Diğer 4.2 6.0 4.2 5.6 5.9 5.2
Ortalama 8.7 9.8 7.2 7.4 7.5 9.1
 
Zorunlu yangın sigortasının getirilmesi ile, yangın güvenlik önlemleri iyileşecek, yangın sayısı azalacak, vatandaş daha az zarar görecektir. Bu uygulama ile halkımızda, çok az bir primle günlük hayattaki diğer risklere karşı sigorta yaptırma bilincinin gelişmesine de yardımcı olabilir.

Ancak, bütün binaların aynı anda zorunlu yangın sigortası kapsamına alınması yerine, öncelikle büyük ve halkın kullanımına açık (örneğin, otel, işhanı, müze, sinema, tiyatro, konser ve spor salonları) binalardan başlamak üzere tedricen yaygınlaştırılmalı, hangi binaların ve hangi tarihten itibaren zorunlu yangın sigortasına tabii olacakları şehirlerin özelliklerine göre belirlenmelidir.

Binaların yangına karşı zorunlu sigortasına dair poliçeye Türk Ticaret Kanununun ilgili hükümlerinde yazılı hususlardan başka, binada alınan yangına karşı koruyucu ve yayılmasını önleyici önlemlerin de yazılması zorunluluğu getirilmeli, primden yapılacak indirimlerin dayanağı poliçede açıkça belirtilmelidir.

Maliklerce yangın sigorta tutarlarının binanın gerçek değerinin çok altında tespit edilerek, ileride bir yangın sonucunda zarara uğramaması için, en az sigorta tutarlarının, binanın emlak vergisi matrahından az olmamak üzere, binanın bulunduğu mahal, inşaat tarzı ve kullanma şekline göre tespit edilmelidir.

Kat mülkiyetine tabi binalarda, binanın bir bütün olarak sigortalanması ve toplam prim borcuna, bütün kat maliklerinin o binada yürürlükte olan genel giderlere katılım esaslarına göre katılmalıdır.

Sigorta şirketlerince tahsil edilen prim gelirlerinden belediyelerin pay alması suretiyle, günümüz teknolojisine uygun araç ve gereçle ve iyi bir eğitimden geçmiş bir itfaiye teşkilatıyla yangına anında müdahale ederek zararın en aza indirilmesi mümkün olacaktır. Ayrıca bu şekilde, risk oranının azalması ile giderek primlerde de bir düşme sağlanabilecek ve sonuçta sigorta ettirenlerin yararına bir sonuç doğuracaktır.

Önemli konulardan biri de sigortalama yapılırken izlenecek yöntemlerdir. Günümüzde olduğu gibi risk analizi yapılmadan yapılan sigortalama işlemi, maliklere fazla bir yarar getirmeyeceği gibi sigorta şirketlerinin de uzun dönemde zararlı çıkmasına neden olacaktır. Bakanlar Kurulu tarafından 2002 yılında yayımlanan "Binaların Yangından Korunması Hakkındaki Yönetmelik"in beşinci maddesinde "Sigorta şirketleri, yangına karşı sigorta ettirme talebi aldıkları bina, tesis ve işletmelerde, bu Yönetmelik hükümlerine uyulup uyulmadığını kontrol etmek zorundadır" denilmekte ve sigorta şirketlerine sorumluluk verilmektedir.

Sigortalanan yapılar yangın yönetmeliğine göre incelenmeli, maliklerce binalarda yangına karşı güvenlik önlemlerinin alınmasını teşvik amacıyla, önlemlerin türü ve kapsamına göre primlerden indirim yapılmalı, sigortada asıl amacın riskin oluşumunda zararın giderilmesinden ziyade, riskin azaltılması olduğu şeklindeki çağdaş sigortacılık ilkesi yaşama geçirilmelidir. Böylece yangın güvenlik önlemleri artar, risk azalır, vatandaş üzerinde sigorta bilincinin oluşması başlar.
 
5. Sonuç
Zorunlu sigorta sisteminin getirilmesi ve uygulanmasının yakın gelecekte olamayacağı açıktır. Ülkemizdeki yasaların çıkarılma süresi ve zorunluluğu göz önüne alınırsa, zorunlu sigortalama sisteminden önce yapılabilecek çalışmaların ele alınması fakat zorunlu sigorta sistemi konusunda da adım atılması gerekir.

Günümüzde kısa dönemde yapılması gereken çalışmalar, vatandaşa sigorta bilincinin verilmesi ve sigortanın yararlarının anlatılması yani kısaca eğitimdir. Daha ilkokullardan başlanarak sigorta sistemleri ve gerekliliği anlatılmalıdır. Bu çalışmalar doğrudan değil dolaylı olarak ele alınmalı, yangın, deprem, acil yardım ve doğal afetlere karşı önlemler ve korunma çareleri anlatılırken sigorta sitemi de anlatılmalıdır. Sigortanın yararları anlatılmalı ve halka tanıtılmalıdır.

      KAYNAKLAR:
  1. Ergin, O. N.; "Mecelle-i Umuru Belediye, Cilt. I, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yayını (1995).
  2. Kazgan, H., A. Soyak, M. Koraltürk, "Cumhuriyet'in 75 Yıllık Sigortacısı", Koç Allianz (2000)
  3. Kılıç, A.; "Büyük Beyoğlu Yangını", Yangın ve Güvenlik Dergisi, Sayı.91, (2005)
  4. Ererdi, C. M.; "Sigortacılığımızın Tarihi", Commercial Union (1998)
  5. Cezar, M.; "Osmanlı Başkenti İstanbul", Erol Kerim Aksoy Vakfı Yayını (2002)
  6. İstanbul İtfaiye Müdürlüğü 2000-2004 İstatistikleri
Ana Sayfa | Teknik Makaleler | İtfaiye Tarihi | Yönetmelikler Standartlar |
| Büyük Yangınlar | Özel Makaleler | Prof. Dr. Abdurrahman Kılıç