TÜRKÇE'YE SAYGI
Prof.Dr.Abdurrahman Kılıç
Son yıllarda, günlük konuşmalarda, teknik yazılarda, bilimsel makalelerde yabancı dilde kullanılan sözcüklerin sayısı artmaktadır. Ne yazık ki, Türkçeyi kirleten yabancı sözcüklerin, sanatçı, bilim adamı ve sözde aydın olarak nitelenen kesimde daha çok kullanıldığını görmekteyiz. Teknik sözcüklerde karşılığı bulunamadığı gerekçesiyle, günlük yaşantımızda ise özentiden kaynaklanan yabancı sözcük kullanımı her geçen gün Türkçemizi zayıflatmaktadır. Dilimizde karşılığı olan sözcükler bile artık yabancı dillerde kullanılmaya başlanmıştır.
Türklerin yaşam biçimleri nedeniyle, Türkçe yüzyıllar boyu pek çok dille temasta olmuş, birçok farklı dille kelime alış-verişinde bulunmuş, özellikle dinin etkisiyle yabancı sözcüklerin sayısı sürekli artmıştır. Osmanlılar zamanında yöneticiler, toplumun kullandığı dil yerine daha çok Arapça ve Farsça sözcükleri kullanmış, böylece halk yöneticileri anlayamaz olmuştur.
Batılılaşma sürecinde Fransızca sözcükler dilimize yerleşmiş, Atatürk'ün dil devrimi ile yabancı dildeki sözcüklerin sayısı azalmaya başlamıştır. Günümüzde ise İngilizce sözcükleri kullanmak özentiden kaynaklanan bilgelik göstergesi olmuş, İngilizce sözcükler artmaya başlamıştır.
Yabancı dil, özellikle İngilizce bilmek önemlidir ve öğrenilmelidir. Ama eğitim bir ülkenin kendi diliyle yapılmalıdır. Yabancı dille eğitim yapan milletler uzun dönemde kültürlerini, kimliklerini ve bağımsızlıklarını kaybetmişlerdir.
Mustafa Kemal Atatürk "Kati olarak bilinmelidir ki Türk milletinin milli dili ve milli benliği bütün hayatında hakim ve esas olacaktır......Milliyetin en bariz vasıflarından biri dildir. Türk her şeyden önce ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır... Ulusal duygu ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin ulusal ve zengin olması ulusal duygunun gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil bilinçle işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk ulusu, dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmalıdır" diyor.
|

|
Günümüzde ise, bildikleri yabancı dil ile ancak kahve sohbeti yapabilecek durumda olan politikacılarımız, her tümcenin içine birkaç tane yabancı sözcük sokmak gereğini duyuyorlar. Gerçek yerine "realite", bütünleşme yerine "entegrasyon", ayrıntı yerine "detay" gibi kelimeler kullanıyorlar. Böylece derin bilgileri olduğu izlenimini vermek istiyorlar.
Kendi anadilini doğru dürüst konuşamayanların Türkçe adlar yerine, anlamsız, saçma sapan yozlaştırılmış yabancı isimleri işyerlerine verenlerin sayısı artmaktadır. Görsel yayın organlarına baksanız Star, Show, Sky, Number, Joy, Dream gibi Türkçe olmayan isimlerin tercih edildiğini görmekteyiz. Dükkan tabelalarında Türkçe isme daha az rastlanmaktadır. . Şirketinin, mağazasının adını yabancı dilde koyanların amacı ise kendilerince havalı olmasını sağlamaktır. Bunları okudukça insanın aklına "Senin havan benim kamyonun tekerinde de var" şeklinde olan kamyon arkası edebiyatı geliyor insanın aklına.
Artık, gençler arasında Türkçenin yozlaştırılmasının yaygınlaştığını, hatta isimlerin bile yazılış ve söylenişlerinin değiştirildiğini görüyoruz. Nuri'yi Nury, Ali'yi Aly, Veli'yi Wely, Nevzat'ı Newzat, Tarık'ı Tarıq olarak yazanlar, pastanesinin adını Wishne diye koyanlar aşağılık kompleksinden kurtulamamış zavallılardır.
Birçok kesimde Türkçe uyarı işaretleri yerine İngilizce kullanılıyor. Bir Devlet Hastanesinde, acil çıkış koridorunu göstermek için "EMERGENCY EXIT" yazılmış olduğunu gördüm. Muayene odasına kadar uzun bir kuyruk vardı ve hepsinin Anadolu'nun köylerinden geldikleri ve içlerinden hiç birisinin İngilizce bilmediği belliydi. Bu çok özel ve böylesi az, fakat, "EXIT" yazısını çok sık görürsünüz.
|
|
Dilimize sahip çıkmak; geleceğimize, benliğimize, bağımsızlığımıza sahip çıkmaktır
|
|
 |
|
Teknik kelimeler ilk kullanıldığında Türkçesi olmadığından yabancı dilde kullanılması daha sonra Türkçesinin yaygınlaştırılmasını zorlaştırmaktadır. Türkçe karşılığı yok, Türkçesini bulamıyorum diyerek kolaya kaçanların, bunun yerine sadece kendilerinin anladığı yabancı sözcükleri ısrarla yazanların, her iki lafın arasına yabancı sözcükler sokanların sayısı, sektörümüzde de her geçen gün artmaktadır.
Sprinkler yerine yağmurlama kullanılmasını önerdiğimde, sanki sprinkler denilince herkes anlıyormuş gibi, "yağmurlama denilince kimse bir şey anlamaz" diyenler oldu. Birçok yerde, hatta fuarların ilan tahtalarında sprinkler yerine "spring"şeklinde yanlış yazıldığını görmekteyiz. Sanırım bazıları "yay", bazıları ise "ilkbahar" olduğunu düşünüyorlar herhalde.. Bilindiği gibi "spring" yay ve ilkbahar anlamına gelir ve ayrıca ileri atlamak, çıkmak, sıçramak, yükselmek, fırlatmak gibi çok anlamlarda da kullanılır.
Başka bir dilden Türkçeye çeviri yapan herkes sözlüğü açtığında, aralarında küçük anlam farkları olan bir çok sözcüğün Türkçe karşılığında aynı kelimeyi okur. Bu, ilk bakışta bir eksiklik gibi görünebilir, oysa öyle değildir. Çünkü, birçok dilde kelimelerin statik olan anlamlarını öğrenmeye, Türkçe ise bu anlamları bulup çıkarmaya, yani dinamik anlamlandırmaya dayalıdır. Türkçede kelimelerin anlamlarını, cümle içindeki konumları belirler. İngilizcede de benzer durum görülebilir. Türkçede farklı olan "ateş" ve "yangın" İngilizce karşılığı "fire", Türkçede "ışık" ve "hafif" kelimeleri İngilizcede "light" ile ifade edilir. Yani bu basit kavramların bile İngilizcede ayrı bir kelimesi yok, cümle içindeki kullanımından anlamı çıkarılır.
Millet olarak yaşamanın ilk şartı, dil birliğidir. Elbette küreselleşen Dünya'da Türkiye'nin yabancı kültürlerle ilişki içinde olması, başka dillerden etkilenmesi normaldir. Dil canlı bir varlıktır, zamanla birtakım yeni kelimeler girer, birtakım kelimeler, zamanla kullanılmaz olur. Ama bu etkilenmenin ve değişimin yozlaşma seviyesine ulaşması düşündürücüdür. Yabancı kaynaklı kelimelerin dilimize girmesi, bu kelimelere karşılık gelen Türkçe kelimelerin kullanılmaması ve unutulması demektir. Türkçemiz adım adım yozlaşmaktadır. Hatta maalesef kimi zaman biz bile farkında olmadan bile olsa bu yozlaştırmaya katkıda bulunmaktayız
|
  |
Oktay Sinanoğlu "Bye Bye Türkçe" kitabında "Kamuoyu yeterince uyuşturulmuştur. Bunun sonu çok değil bir iki nesil sonra Türkçeye Bye Bye demek olacaktır. Bu Türkçeye, Türk tarihine, Türk egemenliğine, Türk dünyasına, Müslüman ülkelerin önderliği emellerine, Türk'ün dünya üzerindeki haysiyetine Bye Bye demektir. Türk'ün geleceğini satanlar torunlarının mirasyedi olarak refah içinde yaşayacaklarını zannedip sevinmesinler" diyor.
Biz teknik elemanlar, sunucuya spiker, yıldıza star, ilan tahtasına billboard denilmesini önleyemez, ama sprinkler için yağmurlama, dedektör için algılayıcı, center için merkez, flow-switch için akış anahtarı vb kelimeleri yaygınlaştırabiliriz. Türkçe karşılığı olan kelimeleri öncelikle bizler kullanmalıyız. Türkiye Yangından Korunma Vakfı, yangın sistemlerini kapsayan Türkçe sözlük çıkarmalı ve yayınlarında Türkçe yazılmasını istenmelidir.
|
| |
KARAMANOĞLU MEHMET BEYİ ARIYORUM
Yusuf Yanç
Karamanoğlu Mehmet Bey'i arıyorum.
Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?
Bir ferman yayınlanmıştı.
"Bu günden sonra, divanda, dergâhta bârgâhta, mecliste,
Meydanda Türkçeden başka dil konuşulmaya" diye
Hatırlayanınız var mı?
Dolanın yurdun dört bir yanını,
Çarşıyı, pazarı, köyü, şehri,
Fermana uyanınız var mı?
Nutkum tutuldu, şaşırdım merak ettim,
Dolandığınız yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere,
Gördüklerine, duyduklarına üzüleniniz var mı?
Tanıtımın demo, sunucunun spiker,
Gösteri adamının showmen, radyo sunucusunun diskjokey,
Hanım ağanın firstlady olduğuna şaşıranınız var mı?
Dükkanın store, bakkalın market, torbanın poşet,
Mağazanın süper, hiper, gros market,
Ucuzluğun damping olduğuna kananınız var mı?
İlan tahtasının bilboard, sayı tablosunun skorboard,
Bilgi alışının brifing, bildirgenin deklarasyon,
Merakın, uğraşın hobby olduğuna güleniniz var mı?
Bırakın eli, özün bile seyrek uğradığı,
Beldelerin girişinde welcome,
Çıkışında goodbye okuyanınız var mı?
Korumanın, muhafızın, body guard,
Sanat ve meslek pirlerinin duayen,
İtibarın, saygınlığın, prestij olduğunu bileniniz var mı?
Sekinin, alanın platform, merkezin center,
Büyüğün mega, küçüğün mikro, sonun final,
Özlemin hasretin, nostalji olduğunu öğreneneniz var mı?
İş hanımızın plaza, bedestenimizin galeria,
Sergi yerlerimizi, center room, show room,
Büyük şehirlerimizi, mega kent diye gezeniniz var mı?
Yol üstü lokantamızın fast food,
Yemek çeşitlerimizin menü,
Hesabını, adisyon diye ödeyeniniz var mı?
İki katlı evinizi dubleks, üç katlı komşu evini tripleks,
Köşklerimizi villa, eşiğimizi antre,
Bahçe çiçeklerini flora diye koklayanınız var mı?
Sevimlinin sempatik, sevimsizin antipatik,
Vurguncunun spekülatör, eşkiyanın mafya,
Desteğe, bilemediniz koltuk çıkmağa, sponsorluk diyeniniz var mı?
Mesireyi, kır gezisini picnic,
Bilgisayarı computer, hava yastığını air bag,
Eh pek olasıcalar, oluru, pekalayı, okey diye konuşanınız var mı?
Çarpıcı önemli haberler flash haber,
Yaşa, varol sevinçleri, oley oley,
Yıldızları, star diye seyredeniniz var mı?
Vırvırık dağının tepesindeki köyde,
Cafe show levhasının altında,
Acının da acısı kahve içeniniz var mı
Toprağımızı, bayrağımızı, inancımızı çaldırmayalım derken,
Dilimizin çalındığını, talan edildiğini,
Özün el diline özendiğine, içi yananınız var mı?
Masallarımızı, tekerlemelerimizi, ata sözlerimizi unuttuk,
Şarkılarımızı, türkülerimizi, ninnilerimizi kaybettik,
Türkçemiz elden gidiyor, dizini döveniniz var mı?
Karamanoğlu Mehmet Bey'i arıyorum,
Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?
Bir ferman yayınlamıştı …
Hayal meyal hatırlayıp da, sahip çıkanınız var mı
|
|
|