Nasıl İtfaiyeci Oldum
Prof.Dr.Abdurrahman Kılıç
İtfaiyede çalışmayan, yangının sıcaklığını solumayan yangından anlamaz. İtfaiyede çalışır olmak da itfaiyeci olmak için yeterli değildir. İtfaiyeci; cesareti, sevgiyi, dürüstlüğü ve özveriyi içinde taşıyan, bilgi ve teknikle yoğrulmuş, yaptığı işten haz duyan kişi olmalıdır.
Şimdiye kadar belki yüzlerce kez neden itfaiyeci olduğum sorulmuştur. Öğretim üyeliği ile itfaiyeciliğin ilgisi nedir diye soranların yanında, yangının da profesörü mü olur diyenler de çok oldu. Doğrusu itfaiyeciliğim tesadüf sonucu başladı. Ben küçükken oyuncak itfaiye arabalarım olmadığı gibi itfaiye konusunda hiç bilgim yoktu. Daha sonraları ise itfaiyecileri su tankı ile yangın yerine giden ve alevler su sıkan elamanlar olarak tanımlıyordum. Yangın bilimi konusunda da bilgim yoktu ve birçok kişi gibi ben de yangının ilmi mi olur diye düşünüyordum. Günümüzde de benim eskiden olduğum gibi itfaiyeyi bilmeyenlerin ve yangının ilmi mi olur diyenlerin sayısı az değil.
Yangın konusunda ilk çalışmalarım 1987 yılında başladı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Bedrettin Dalan ile İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Sayın Prof.Dr.Kemal Kafalı "İstanbul Yangın Güvenliği Araştırması" isimli bir proje başlattılar. Projede ben de görev aldım. O tarihlerde yardımcı doçent olarak görev yapıyordum. Rektör projenin yürütücülüğünü, rektör yardımcısı ile ben de projenin koordinatörlüğünü yapıyorduk. Projede, on iki ayrı çalışma grubu ve bunların alt grupları bulunuyordu ve 136 öğretim görevlisi araştırma yapıyordu. Su Kaynakları ve Hidrant Sistemi Çalışma Grubu, Haberleşme Çalışma Grubu, İstatistik Çalışma Grubu, Araç-Gereç Çalışma Grubu, İstasyon Yerlerini Belirleme Çalışma Grubu, Yönetmelik Hazırlama Çalışma Grubu, İtfaiye Kanunu Çalışma Grubu, Organizasyon Çalışma Grubu, Sigorta Çalışma Grubu, Risk Bölgelerini Belirleme Çalışma Grubu, Şehircilik Çalışma Grubu, Deniz Yangınları Çalışma Grubu, Eğitim Çalışma Grubu, Ulaştırma Çalışma Grubu ve Malzeme Çalışma Grubu gibi çalışma birimleri bulunuyordu. Ben bütün gruplarla ilişkili olduğum için her konuyu çalışmak zorundaydım. Bunun için araştırmaya başladım. Yüksek Öğretim Kurumu Kütüphanesinde yangın güvenliği ile ilgili ilk tarama yaptığımda on binin üzerinde yayın gördüğümde bu konuda ne kadar bilgisiz olduğumuzu anladım. Türkçe hemen hemen hiç yayın yoktu. Üniversite de uzay araçlarının atmosfere girişindeki maruz kalacağı ısıyı hesaplayabiliyorduk ama yanan bir binada açığa çıkan ısının hesaplamasını bilmiyorduk. Ülkemize gerekli olan yangın dinamiği konuları öğrenmememiz ve öğretmememiz beni çok etkiledi. O tarihten sonra bütün araştırmalarımı yangın güvenliği konusuna yönelttim. Bir taraftan da itfaiyeleri tanımaya çalıştım.
|
 |
| |
Proje çalışmaları sırasında grup halinde bazı Avrupa ülkelerinde itfaiye ile ilgili incelemelerde bulunduk. Avrupa ülkelerinde itfaiyeye ve yangın güvenlik önlemlerine verilen değeri gördüğümde de hayretler içinde kalmıştım. Daha o tarihlerde Viyana itfaiyesinde çalışanlardan on dört kişinin doktorasını tamamlamış eleman olduğuna inanamadım. Birçok itfaiye müdürü general rütbesindeydi, Frankfurt itfaiye müdürü profesördü.
Bu arada 1988 yılında Japonya'da itfaiyecilik eğitimine gittim. İtfaiyeciliğim de bu tarihte başladı. Sekiz farklı ülkeden eğitim görmeye gelen elamanlar bulunuyordu. Yaklaşık üç ay kadar her gün itfaiye eğitim gördük. Üniversite öğretim üyesiydim ve ben Japonya'da itfaiyeci eğitimi görüyordum. Başlangıçta geldiğime pişman oldum. Ne yapsam diye düşündüm fakat geri dönmeyi prestijime yediremedim. Mademki buradayım daha sonra uygulamasam bile öğrendiklerimin benim için yararlı olacağına karar vererek dersleri ciddiye almaya başladım. Hızlı teneffüs cihazı giyinmesini, kurtarma ipini bağlamasını, ilk yardımı ve daha birçok konuyu öğrenme fırsatı buldum. Kurtarma ile ilgili aldığımız eğitimden sonra, içerisi sıcak dumanla dolu olan ve birçok kapısı kilitli bulunan labirent şeklinde bölünmüş bir binanın içerisindeki mankeni bulup çıkaracağımız bir yarışma düzenlendi. Yarışmada birinci oldum. Bu bana büyük prestij kazandırdı ve Japon eğiticilerinin bana karşı tavırları çok değişti. Daha sonra itfaiye müdürlüğüm sırasından eğitimcilerden ikisi İstanbul'a getirdim ve itfaiyecilerimize yaklaşık üç ay eğitim verdiler. Japonya'daki eğitim sırasında itfaiyede yattım ve yangınlarda izleyici olarak bulundum.
|
 |
| |
Proje çalışması sırasında gelişmiş ülkelerdeki itfaiyeleri tanıma imkanı buldum ve itfaiyelere verilen önemi anladım. Japonya'da benimde katıldığım itfaiye birliklerinin toplantısına imparatorun gelmesi, İngiltere'de Kraliçenin her sene itfaiyeyi ziyaret etmesi, Macaristan'a gittiğimde İçişleri Bakanının benimle görüşmesi benim için çok anlamlıydı. Avrupa ülkelerinde itfaiye müdürleri genellikle generaldi. Oysa, Cumhurbaşkanı Kenan Evren, Antalya itfaiye müdürünü gördüğünde apoletleri askeriyeyi çağrıştırdığı gerekçesiyle, 1985 yılında itfaiyelerde yüzyıllardan beri kullanılan üniformaları değiştirtmişti. Japonya ile kardeş itfaiye anlaşmasını imzaladığım zaman Japonya'da dünyanın en fazla baskısını yapan gazetede haber olarak çıktı, ama bizim gazetelere bildirmeme rağmen hiç haber yapmadılar. Tüm bunlar, ülkemizde kamu oyununun ve devlet idarecilerinin itfaiyeye verdiği önemsizliğin bir göstergesidir
1989 yılında projeyi tamamladık ve on üç ciltlik raporu Belediyeye teslim ettik. Yukarıda belirttiğim çalışma gruplarının her birisi için bir rapor hazırladık. Sayın Dalan'a ve Sayın Sözen'e brifingler verdik. Üniversitenin yaptığı örnek çalışmalardan birisiydi. Dileğimiz çok sayıda öğretim elemanının iki yıl boyunca yaptığı çalışmanın raflarda küflenmemesiydi.
Projenin tamamlanmasından sonra İstanbul Belediye Başkanı Sayın Nurettin Sözen itfaiye müdürü olarak görev yapmamı teklif etti. Bir taraftan aldığım eğitim ve yaptığım çalışmaları uygulama alanına koyabilmek, diğer taraftan ülkemizdeki itfaiye imajını değiştirerek batı seviyesine yaklaştırmak için görevi kabul ettim. Gerçek itfaiyeciliğim de bu tarihte başladı. Çok değerli, özverili ve tecrübeli itfaiyecilerle çalıştım. Yangın alarmı verildiğinde itfaiyecilerin yarım dakika içinde araçlara binerek yola çıkmaları ve yangın yerinde yangını söndürmek için gösterdikleri çabaları beni çok etkiledi. İtfaiyeciler yangına geç gidiyorlar diye düşünürdüm. İtfaiyenin yangın yerine geç ulaşmasının nedeninin itfaiyeye geç haber verilmesinden ve trafikten kaynaklandığını itfaiye müdürü olduktan sonra öğrendim. Çoğu zaman yangın iyice büyüyünceye kadar "itfaiye gelirse ceza yazar, polis gelir sorumlu oluruz" düşüncesiyle halkımız itfaiyeyi aramıyordu. Daha kötüsü itfaiyenin numarasını bilenlerin sayısı çok azdı.
Halkın tepkilerini öğrenmek, yangın yerindeki zorlukları görmek, itfaiyecilere cesaret vererek güven duygularını artırmak ve belki de kendimi onlara kabul ettirebilmek için çoğu yangına iştirak ederek yangın söndürme operasyonunu yönettim. İtfaiyecilerin "siz geldiğiniz zaman bize güven geliyor ve hemen söndüreceğimize inanıyoruz" demeleri beni gururlandırdı ve daha çok yangına gitmem konusunda cesaretlendirdi.
|
 |
| |
Görev yaptığım süre içerisinde itfaiyeci imajının değişmesi ve binalardaki yangın güvenlik önlemlerinin önemi üzerinde durdum. İtfaiye haftaları düzenleyerek, itfaiye müzesi açarak, okullarda itfaiye tatbikatları yaparak, seminer, panel ve konferanslar düzenleyerek, her fırsatta itfaiyenin sadece yangına su sıkan elemanlardan oluşan bir kuruluş olmadığını anlatarak itfaiyeyi halkımıza tanıtmaya çalıştım. Yangından korunma yönetmeliğinin çıkarılmasını sağlayarak binalarda yangın güvenlik önlemlerinin iyileştirilmesi ve itfaiyenin yetkili merci olması için gayret sarf ettim.
İtfaiyeci imajının iyileşmesi ve itfaiyenin kamu oyunda tanınması için öncelikle kurtarma olaylarında daha etkin rol oynaması gerektiğine inanıyordum. Gelişmiş ülkelerde kurtarma olaylarının tamamı itfaiye tarafından koordine edilir, yürütülür ve sonuçlandırılır. Her kuruluşun bir kurtarma ekibi yoktur. Bütün birimler itfaiyeye bağlıdır ve itfaiyenin koordinasyonu ile hareket ederler. Bunun için Japonya'dan kurtarma eğiticilerini getirdim ve kurtarma birliği kurdum.
|
 |
| |
|
Her geçen gün itfaiyeyi ve itfaiyeciliği sevmeye başladım. İtfaiyeciliğin sevgi mesleği olduğu itfaiyeci olmadan anlaşılmıyor. İtfaiyeci dediysem itfaiyede çalışan her elemanı da itfaiyeci kabul etmediğimi belirtmek isterim. Herkes itfaiyede çalışabilir ama herkes itfaiyeci olamaz. İtfaiyeci; cesareti, sevgiyi, dürüstlüğü ve özveriyi içinde taşıyan, bilgi ve teknikle yoğrulmuş, yaptığı işten haz duyan kişidir.
|
|
|